Bir Sığınak, ‘yalan’

Mevsimler gibidir, değişir. Sürekli değişkenlik gösteren inanılması güç bir sığınak, bazen korkudan bazen sevgisizlikten bazense düşüncesizlikten fakat sorun ne olursa olsun hep kaçış yolunun sonunda saklanılan, orada gizlenip saklandığımız sığınak.

Sığınaklarımız var bizim, sizin, hepimizin. Kaçış bulamadığımızda tutunduğumuz fakat er ya da geç sığınaktan çıkmak zorunda olduğumuz çoğu zaman ise sığınakta yakalandığımız.

Sevginin her şeyden önde geldiği, düşüncelerin bastırıldığı hakimiyeti tamamen eline aldığı doğrudur. Söylenilen yalanlar bile bazen bu sevgiyi bastırmaya yetmeyebiliyor. Bu süregelmiş durum olmamakla birlikte elbet bir gün sonlandırılması gereken, ya da birden bire kendi kendine kopan durumdur. Güven, inanç bunlar bir insanı tanımakta en temel duygular. Karşısında ki insana güvenmeyen de sevebilir fakat o sevgi bir süre sonra buğulu cama benzer. Güvensizlik karşısında, o insan o cama defalarca yalan söyleyerek buğulamıştır ve artık ne karşısında ki insanı görebilir ne karşıda ki. Yavaş yavaş yitirir her şey anlamını güvenmeye yeniden başlayamadığını fark edersin.

Çoğu zaman üzüntüden, bir ağaç yahut bir kuş olmak hatta bir küçük bir çocuk olmak istersin. Annesinin, dağıtma ortalığı diye kızdığı o çocuğunsa böylesine naif bir olaya üzüldüğü olayın tam içinde olmak istersin. Olamazsın…

Tahsin Yücel yalan adlı romanına, “Ağaçlar yuva dolu, kuş kadar olamadım!” diye eklemiştir. Milyonlarca ağaç var ve yuva dolu fakat bir kuş kadar olamamak. Sevgiyi de, üzüntüyü de, mutluluğu da içten içe biriktirmek. Biriktirdiklerin boğazına düğümlenmesi, her şeyi unutup tekrar başlamak istemelerimiz. Hiç bir şey olmamış gibi devam etmelerimiz, sonunda çıkmaz sokağa girip geri dönüşlerimiz. Bunların hepsi sevgidendi.

Ve bu sayede artıyor yalnızlığımız bizim. Tahir Yücel yalan adli romanında şunu da ekliyor; “İnsanlar yalansız yaşamalıydı, ama benim bu konuda konuşmaya hakkım yok.”

Bizim bu konuda konuşmaya hakkımız yok. İnanmak zorunda değilsin derler, seviyorum inanmak istiyorum dersin inanma derler. Yine de inanır, seversin bir çırpıda sığınağa koşarlar. Sorunca ise sığınakta değildim derler. Oysa…

Sığınaklarımız var bizim, hepimizin ve bir kuş kadar olamadık biz…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: