-2020-

2020 adeta süpriz gibi geldi ve süprizlerini sunmaya devam ediyor. 🙂 Bize hiçbir faydası olmayan komplo teorilerinden bahsetmeyeceğim. Ayrıca bu yazı virüs hakkında da olmayacak. Bu konular üzerinde oldukça fazla okumalar yaptığınızı düşünüyorum. Birkaç ay önce olan depremi de unuttuk, sınırımızdaki savaş riskini de. Gerçekten ne kadar unutkan varlıklarımız biz… Elbet bir gün virüsü de unutacağız. Ancak bu sefer değişmiş bir çağın içinde uyanacağız. Somut değişikliklerden bahsetmiyorum. Fabrikaların dijitalleşmesi, teknolojini her alanda hızlanması, uzay çağının başlaması vs. bunları pek fazla öngöremeyiz. Olabilir de olmayabilir de. Ancak soyut anlamda bazı değişiklikler olacağını düşünüyorum. Ne gibi?

Bundan binler binler yıl önce doğanın içinde doğduk. Göçebe şeklinde dolaşırken en temel ihtiyacımız olan yemeği avlayarak elde ediyorduk. Mağaralara sığındık. Epey de uzun bir dönem böyle devam etti. O dönem için fiziksel güç önemliydi. Kas gücü, kondisyon gibi fiziksel dayanıklılığımız ne kadar iyi ise o kadar daha uzun yaşıyorduk. Öyle de olmalıydı çünkü doğanın içinde savunmasızdık. Sağlıksız olanların yaşamda tutunma şansı yoktu. Farkında bile değiliz ancak genetiğimiz, aslında o yaşam formuna göre şekillendi. Kadınların kaslı bir erkekten etkilenmesinin temel sebebi “bu erkek beni ve çocuklarımı korur” düşüncesiydi. Erkekler için ise kadınlarda kıvrımlı vücut hatlarını aramasını temel sebebi “ömrüm kısa, neslimi devam ettirmeliyim, kalçası uygun kadın daha kolay doğum yapar, göğüsü uygun kadın o çocuğu kolay besler” düşüncesiydi.  Gerçekler bunlar. Evet, bilinçaltımızda hala o çağda yaşıyoruz 🙂

Bir süre sonra hikaye değişmeye başladı. Ateşi bulduk, tekerleği bulduk ve en önemlisi buğday yetiştirmeyi öğrendik. Böylece göçebe hayattan yerleşik hayata geçtik. Çünkü buğday bizi evcilleştirdi. Fiziksel güç yine önemliydi ama artık eskisi kadar değildi. Artık vahşi hayvanlar bize bir tehdit oluşturmuyordu. Evimiz, toprağımız ve hayvanlarımız vardı. Böyle rahat koşullar olunca tabi ki ömür uzadı. Ömür uzayınca insan nüfusu hızla arttı. Kabileler, şehirler ve devletler oluştu. Bu noktadan sonra bilginin önemi ortaya çıktı. Çünkü devleti yönetmek için fiziksel güç yerine zeka önemliydi. Kas gücü önemini bilgiye devretti. Nice kitaplar yazıldı, nice filozoflar, aydınlar ve alimler geçti bu dünyadan. Hepsi yaşadığı dönemin en parlak isimleri olarak anıldı. Çünkü bilgi çağında bilgiliydiler. Sağlıklı olmaları ikinci planda kaldı. Bir rivayet vardır. Yıldırım Beyazıd, Timur’a esir düştüğünde Timur kahkaha atmaya başlamış. Beyazıd sinirlenip “neden gülüyorsun?” diye sorunca “Allah’ın işine bak, gülüyorum çünkü koskoca dünya biri topal,  biri köre kalmış -Timur Topalmış ve Yıldırım Beyazıd’ın sol gözü körmüş-” demiş. Yıldırım Beyazıd ve Timur, devrinin adamıydı. Çünkü sağlıklarından önemsiz olarak bilgiliydiler. Eğer ki ilk çağda yaşamış olsalar büyük ihtimal uzun yaşayamazlardı 🙂

2020’de en keskin dönüşlerden birini yaptık. Biraz anlatmak isterim.

200 gr ağırlığı olan telefonum ile geçmiş medeniyetlerin ürettiği bilgiden daha fazlasına saniyeler içinde ulaşabiliyorum. Koca bir kütüphaneyi cebimde taşıyorum. Dünyanın diğer bir ucuyla eş zamanlı olarak konuşuyorum. Yüzlerce kitap okumanın değeri kaldı mı? Matematiksel formülleri ezberlemeli miyim? Bilgi her yerde! Havada wifi ile dolaşıyor ve onu zihnimde tutmak yerine havada tutabiliyorum. Peki bilgi de önemini kaybediyorsa geriye ne kalır ki? Bilgelik! Artık kendini gerçekleştirmek, özüne ulaşmak, tasarım gibi konular önem kazanıyor. Hiçbir anlamı olmayan bilgiler siliniyor. Günümüzün en değerli şirketleri artık tasarım şirketlerine dönüşüyor. Fabrikalar artık robotlaşıyor. Üretemeyen, yıllarca aynı bilgiyle çalışan mesleklerde maalesef bir gün silinecek. Mühendislik gerçek anlamda bilgeliğe dönüşecek. Özümüzde olan şeyler açığa çıkıyor. Kemal devrini yaşıyoruz. Artık bunları görmemiz gerektiğini düşünüyorum. Bilgeliğini arttırmayan kişiler maalesef bu çağa uyum sağlamakta zorlanacaklar. Kendimizi tanımaya, insanlığa yararlı şeyler üretmeye doğru gelişelim. Bu bir anda olmayacak ancak bir gün gelecek bilmek değerini tamamen yetirecek. İdrak edemeyenler çağ dışı kalacaklar. Biz ise şanslıyız. Anadolu topraklarının özünde bilgelik var. Bu topraklar Mevlana’yı, Yunus Emre’yi, Hacı Bektaş’ı, Hacı Bayram’ı, Üftade’yi, Harakani’yi ve adını yazamadığım kadar çok binlerce bilgesi var. Yeni çağda bu sultanların bilgeliği bize yön gösterecek. Şanslıyız 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: