Yaşadıklarımız, En Gerçeklerimiz

Henüz nevresimini yeni değiştirdiğim yastığıma başımı koyduğumda her şey daha da fark edilir oluyor. Açmış olduğum pencereden esen hafif rüzgar ve yeni değiştirdiğim nevresimimden burnuma dokunan yumuşatıcı kokusu.

Güzellikleri olduğu kadar sıkıcı yönleri de var elbet. Örneğin şu an bir sivrisineğe maruz kalmış bulunmaktayım. Umarım cümlelerimi güzel toparlayabilirim 🙂

Üzerimde bulunan pikeden ayaklarımı dışarıya çıkarıp öylece yatmayı hep sevmişimdir. Bazı zamanlar ise uyumaya çabaladığım günlerde ayağımı sallarken buluyorum kendimi.

Bu sabır aşımı olsa gerek, sabret Sultan ayağın yorulduğunda uyuyor olucaksın. Koyun saymak gibi bir şeydi sanırım, sen saymaya başla yorulunca uyuyor olucaksın. Yorulunca uyuyorduk, yorulmadam uyumak zevk alarak uyumaya mı giriyordu peki?

Zevkte alıyoruz. Uyumanın her hali güzel, bana sorarsanız yorulduğumuz an da ki o uyuya kalışlar yahut o ayak sallamalar işte tam bunlar daha tatlı.

Ne de olsa günün en güzel saatleri bunlar fikirlerimizi, düşüncelerimizi kendimize sunduğumuz saatler…

Gündüz göremediğimiz güzellikleri, ay ışığında gördüğümüz saatler. Ne kadar naif, yıldızlarında bu duruma eşlik ediyor olması, ne çok varlar, ne de çok azlar.

Ne çok parlıyorlar, ne de…

Yine de günün en güzel saatleri bu saatler. Günün güzellikleri bir kenara onlara sözüm yok. Güneşin doğduğu ve battığı tüm o zamana kadar ki olan döngü paha biçilemez. Bilhassa battığı o an…

Ne kadar çok güzellik var değil mi? Görüp görebilceğimizin tüm düşlerin kıyısı..

Gönül gözlerimiz bizim bunlar, bakıp aslında içten göremediklerimiz yahut çok iyi bakamayışlarımız. Hepsininse bitip tükendiği tek yer, toprak.

Öylesine güzel rengi var ki, bir değil birden çok renge sahip tonların hakim olduğu yeryüzünün aslında yaradılışımızın başladığı o yere tekrar dönüşümüz.

Döngü diyordum, bu çok da günün döngüsü sayılmaz. Hatta, “hiç” sayılmaz.

Bir kere o döngüye girdiğinde çıkamıyorsun. Yaşamadım lâkin biliyorum.

Bu tüm güzellikleri üzerine bastığımız naçizane toprağın altına gömüyoruz. Öylece orada tek başımıza bırakılıyoruz.

Başa çıktığımız, çıkabildiğimiz, yediğimiz, içtiğimiz, gezdiğimiz, gördüğümüz ne var ise hepsi bizimle birlikte hiç olmamışız gibi hepsi öylece gidiyor. Tüm güzelliklerin içinde öylece kayboluyoruz. Bu yaşa kadar diyorum;

Yaşadıklarımız, aslında en gerçeklerimiz.

Sevgiler…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: