Deniz De Bir Akşamüstü

İçten tam da bu, en içten olmasıydı tüm mesele. İçtenlikle inandığımız, güvendiğimiz, biriktirdiğimiz ne var ise bir gün bize sırtını döneceğini ve kapıyı yüzümüze sertçe kapatınca farkına varıyorduk. Başta güllük gülistanlık, kokulu çiceklerin bize sunulduğu o bahçenin kapısından adım atamıyorduk ya da atmak istemiyorduk artık. Hayat tüm gerçekliği ile o bahçe de dururken biz o bahçeye girmenin hayaliyle yaşayıp gidiyorduk. Bahçenin kapısını arada bir açık bırakıyordu ve bende giriyordum. Giriyordum çiçeği kokluyor, dokunuyor ve hissediyordum.

Sonra mı?

Sonra yine bir şey oluyordu ve ben yine kendimi dışarıda bulmakla yetiniyordum.

İnandığım, güvendiğim ne varsa hepsi geride kalıyordu.

En acısı ise hayatınızda gerçekleşmeyecek hayaller kurmanıza sebep olan insanların sizi o bahçeden dışarı atmasıdır. Hayallerin suyun altında kalması ya da yağmur damlaların ıslatması. En çok en çok da yağmur damlası ıslatsın isterdim. Öyle direk suyun altında kalınca bocalıyor insan…

Günün en güzel saati ise sahilde bankta sessizce oturmaktı.

Ne düşünüyordum?

Ne düşlüyordum?

Ne istiyordum?

Bilmiyordum…

Bana yöneltilen tüm soruları da alıp koşarak denize atlamayı da istemedim değil. Bir makalem de yaşadıklarımız aslında en gerçeklerimiz diye yazmıştım. Gerçekten öyle olduğunu bugün bir kez daha anladım.

Ve insanlar çok inandıkları, güvendikleri şeyleri de bırakmak zorunda kalabilirlermiş. Denize doğru dalmanın en naif yanıda bu, ama en kötüsü denize bakarken gözlerin buğulanması.

Denizi net görememek ve o dalganın her kayaya çarpışında kalbinize çarpıyormuş gibi hissetmeniz.

Yok aslında kayaya çarpıyor.

Ama o an siz kendinizi o kaya gibi hissediyor olabilirsiniz.

Denize odaklandığım an da önümden geçen bir çöpçü kralı, kral diyorum çünkü hakikaten kral. Çünkü onun yerinde olmayı yeğlediğim bir geceden yazıyorum. Ama bu onu bilmiyor. Bilseydi sevinir miydi?

Ne zaman çok üzülsem hep birilerinin yerinde olmayı istemişimdir.

Bir çocuk.

Bir kadın.

Bir adam.

Ama asla kendim değil…

Ve artık bende uzaklaşıyorum kendimden. Kendime bir kaç beden büyük gelen ruhumdan, çiçek dolu bahçeden, sular altında kalmış hayallerden…

Hepsi hepsi bana.

Sevgiler…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: