Düşünürken Düşmek

Uzun bir aradan sonra yazı yazmakta zorlandığımı söylemeliyim. Yaşam standartlarımız, hayata bakış açılarımız ve kimi zaman tüm bunlarıda içinde barındıran duygularımızı, hislerimizi düşünerek şekil almasını isteriz. Hatta çoğu zaman böyle isteriz çünkü bir şeyleri düşünmeden uygulamaya geçmek aptalca olurdu.

İnsan yaradılış gereği de böyledir. Her ne kadar bir şey düşünmüyorum deseniz de bir insan günde birden çok şey düşünür ve bunu gerek istemli gerekse istemsiz yapabilme kabiliyetine sahiptir. Bizi diğer canlılardan ayıran özelliğimiz de bu değil midir zaten, “düşünmek. “

Fakat çok düşünmenin insana faydası olduğu kadar zararının da olduğu bilimsel açıklamalarda dahil sürekli dile getirilmiş bir durumdur. Yaşadığım durumun bilimsel açıklaması var mıdır bilmiyorum fakat düşünmekten yorulmanın nasıl olduğunu ben fazlasıyla tatmış bulunmaktayım.

Her insan mutlu olmayı ister ve hak eder. Her insan düşünmeden yaşamayı arzular. Maddi, manevi ne var ise tüm bunları düşünmeden yaşamak, hissetmek ister. Kimi bunlara kolayca ulaşamaz hatta kimi ise bunu hiç tatmamıştır bile. Ömrünün sonuna kadar yaşamını idame ettirmem için düşünmek zorunda olan bir çok insan var. Bu insanlar, hayatlarınında ki her anı düşünmeli ve ona göre yaşamalıdırlar.

Bu makaleyi yazarken düşünmekten başımın ağırdığını hatta düşünmenin bana çok da iyi gelmediğini söyleyebilirim. Yaşamanın tadına varacağımız şu günlerde aslında ne kadar zorlu süreçlerden geçtiğimizin farkında olmadan yaşama tutunmaya çalışıyoruz.

Mutlu olmak, benimsenmek, sevilmek tüm bunlar insan beyninde ve insan ruhunda bulunması gereken en tabii duygulardır. Olumsuzluklar ve yaşam standartlarının altında bir yaşamla birlikte gelen mutsuzluklar, üzüntüler kişiyi düşünür bir hale getirmekten başka bir insan yapmıyor ne yazık ki.

Cümleleri nasıl toparlayıp yazdığına dair bir fikrim yok fakat bu sefer düşünmeden yazıyorum. Gelişi güzel tabiriyle…

Yorulmak bedenen olabildiğince mümkünken aslında ruhen yorulmanın daha da zor olduğunu belirtmek isterim. Bedenen kişi kendini kısa sürede toplarken, ruhen yara almış bir insanı hayata döndürmeniz daha zor olucaktır. Bazen sessiz sakin bir ortamda kafa dinlemek istersiniz ama bu mümkün değildir sorumluluklarınız sizi kendinizle bir başına bırakmıyordur.

Açıklama yapmanız gereken bir çevreniz, yapmakta zorunlu olduğunuz işleriniz varsa bu durum daha da zor hale gelicektir.

Düşünerek yorulmak. Geçmiş yaşamımda bana bunun ne olduğunu sorsalar belki tanımlayamazdım. Fakat şu an bunun ne demek olduğunu anlayan ve yaşayan birisi olarak bunları buraya yazıyorum.

Düşünerek yorulmak, bir insanın içinde bulunduğu durumdan çıkış yolu aramanın ve bulmakta zorlandığı fakat düşündüğü mutluluk verici bir şeyse ruhuna iyi geldiği, aksi halde düşünülen kötü bir şeyse ruhu yok ettiği bir durumun adıdır, düşünerek yorulmak.

Düşünülen güzel şeylerse, sonunda yine yorulursunuz fakat yara almadan kurtulursunuz. Düşünülen kötü bir durumsa yara almadan kurtulmanız mümkün değildir.

“Düşünmeden yaşamak mümkün mü?“ diye sorucak olursanız. Bunun cevabını felsefe bilimcilerinden, Sokrates, “Sorgulanmamış bir hayat yaşamaya değer değildir” demiş. Doğrudur, çünkü sorgusuz yaşantının sahibi hiç düşünmeden yaşanmışlığını ve yaşayacaklarını hayatın mutlak bir kaderi olarak görmüştür. Oysa hayatı sorgulayıp düşünseydi, kendine istekle yaşayacağı daha değerli bir “kader” yapabilirdi.”

Sevgilerimle…

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: