Bilgi mi yoksa deneyim mi?

Deneyim elde ederek bilgiyi bulmak mı? Yoksa bilgi edinerek deneyim elde etmek mi?
Bu iki sorunun çıkış yolu aynı yöne mi gidiyor bilemiyorum. Çünkü deneyim yaşayarak elde edilecek bir durumdur. Bilgi ise öğrenilerek elde edilecek durumdur. İkisi benzer olsalar da aynı yöne çıktığı tartışılır bir durumdur.
Tüm bu belirsizlik ve kararsızlık içinde kendimi delice koşar buldum. O bilgiden, bu bilgiye. Şu kitaptan, bu kitaba. Odaklandığım bir konu da yoktu. Bazen yazılım, bazen felsefe, bazen başka bir şey.

Bir tür hırstı benim ki, öğrenme hırsı. Biraz daha ilerledim. Toplum ve toplumun kutsadıklarıyla uğraşmaya başladım. Çünkü toplum, kitapları ve bilgiyi kutsamıştı. Onların gözünden ne kadar bilgiliysen o kadar bilgesindir. Çok kitap çok saygı getirirmiş. İsminin başında Dr. olması senin diğerlerinden bir tık üstte olman için yeterliydi.

Bilgilenmek mi önemli yoksa deneyimleyerek öğrenmek mi?

Toplum sizden bilgilenmenizi ister. Toplum yine bizden bir şeyler bekler. ☺️Kitaplar, okullar, türlü türlü kurslar ve sertifikalar. Risk almanızı pek önermez. Bir noktaya kadar da doğrudur. Bağımsız yaşayabilecek kadar gelirinizin olması için meslek sahibi olmanız gerekir. Bunu ise okullar sayesinde gerçekleştiririz. Açken mutlu olunmaz. Bu yüzden düşüncelerim üniversiteden mezun olmuş kesim için geçerli. Eğer öğretim hayatınız devam ediyorsa devam etsin 🙂

Klişe bir soru vardır. Aslında benim de üstünde durduğum sorunun farklı bir versiyonu. “Çok okuyan mı bilir, çok gezen mi?” Bugün bu sorunun cevabı net şekilde “çok gezen” olarak cevaplayabiliyorum. ☺️ Tüm hayatını kitaplar ile birlikte geçirmiş ancak asosyal kalmış birini düşünelim. Büyük ihtimal çok bilgili birisidir. Sizi çok iyi analiz eder, ünlü filozoflardan alıntılar yapar, genellikle düşüncelidir. Halbuki gerçek hayat bu değildir. Gerçek hayat sizden savaşmanızı ister. Ne düşündüğünüzün bir önemi yoktur onun için. Paylaşmadığınız sürece en güzel düşünce sadece havadaki bir buluttan ibaret. En güzel kitabı da okusanız 1 sene sonra unutacaksınız. Hayat ise doluca yaşandıkça anlam kazanır. Yaşanmamış bir hayat yerine sonucu kötü  olan bir hayat bile sanırım daha mantıklı. .Kan, ter içinde tırnaklarınla kazıyarak dağa çıkmaya çalışmaktır. Kitaplar yerine anılar biriktirmektir. Adaletli olan da bu olmalı. Geçmiş insanlığın bilgiye erişimi hiçbir zaman bugünkü kadar kolay olmadı. Ancak geçmiş insanlık ile ortak noktamız var ki o da deneyimlemek. Savaştık ve barıştık. Ancak insanlık olarak deneyimledik. Bir insanın okuma-yazma bilmemesi sizi ondan üstün yapmaz. Üstünlük hayatımızdaki zorluklara verdiğimiz tepkiler ile alakalı bir durum. Ancak gelin kendimize itiraf bulunalım. Eğitimli kesim olarak çoğumuz eğitimsiz insanlara yukarıdan bakıyoruz.

Bilgiyi önemsizleştirmiyorum. Cahilliğin felaket olduğunu savunuyorum. Sadece yaşamanın bilgilenmekten daha önemli olduğunu düşünüyorum. Kitapları da değersizleştirmiyorum. Çok kitap okumak yerine doğru kitabı çok okumanın değerli olduğunu düşünüyorum. 
Okurken aynı zamanda gezmeyi de ihmal etmiyoruz. ☺️

Sevgilerimle…


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: